| | Üretsiz Blog oluştur

Alucra

Giresun ili Alucra İlçesi ve Köyleri tanıtım Blogu

alucra cografi yapı

alucraharita
   
 

ALUCRA

 

Yeri Ve Sınırları
"Alucra, Giresun İli'nin güneyinde, Giresun Dağları'nın Kelkit Havzası'na yöneldiği yörededir. Doğuda Gümüşhane, güneyde Erzincan illeri ile komşudur. Giresun İli'ne uzaklığı 131 km.dir. Denizden 1430 m. yükseklikte bir yayla kasabasıdır."7
Alucra, doğuda Gümüşhane, Güneyde Erzincan illerinin yanında, güneyde Çamoluk, batıda Şeb., kuzeyde Yağlıdere ve Espiye ilçeleri ile sınırlıdır. (Bkz. Harita no:2-3)

Yüzey Şekilleri
Alucra arazisi arızalı ve dağlıktır. Bu sebeple tarla zıraatına elverişli toprak azdır.Yalnız merkez yerleşiminde tarıma yönelik geniş düzlükler yeralır.Güneyi 2333 m. yüksekliğindeki Bedirga Dağları, kuzey-batı tarafları Artabel Dağları'nın bulunduğu dağlar ve Sarıyer tepeleri ile çevrelenmiştir.
Yüzey şekilleri bakımından Alucra, Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında geçit teşkil eder. Dağların uzantısı Karadeniz'e paralel olarak sıralanmıştır. Arazi fazlası ile engebeli olup, aralarında küçük ovalar yer alır. (15)
İlçe merkezi, Alucra bölgesinin en büyük ovasında kurulmuş olup, bu ova yerleşmeye son derece elverişli bir konumdadır.

Akarsuları
"Kelkit Çayı'nın her iki kolu Alucra İlçesi'inden kaynaklanmakta, komşu ilçe Şeb.'de birleşmektedir. Kelkit Çayı’nın Alucra merkezinden geçen ayağına 'Bağırsak Deresi ' adı verilir."8
Alucra yöresinin diğer önemli akarsuları, Moran Deresi ve İnce Dere'dir. İnce Dere Karaağaç Mahallesi'nin aşağı kesiminde Bağırsak Deresi ile birleşirken, Moran Deresi ile Bağırsak Deresi'nin birleşmesi ise İlimsu Köyü'nde gerçekleşmektedir.

İklimi
Alucra yöresinin iklimi, Karadeniz ikliminin aksine kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Karların erimesi nisan ayının ortalarına kadar sarkıp, bahar yağışları da hazirana kadar uzamaktadır.
İlkbaharda karların erimesi ve yağmurların başlamasına paralel olarak akarsuların debisi artış gösterir. Bu mevsimde debisi en yüksek akarsu Bağırsak deresi olduğu görülür.
İnce Dere, suyunun tamamına yakınını Gavur Dağları'ındaki karların erimesinden alır. Yaz kuraklıından dolayı yazın (Ağustos) tamamıyla kurur.
Bağırsak Deresi de, yazın beslenemediği için kuruma noktasına gelir.
Moran Deresi ise,Bağırsak ve İnce Dere'ye nazaran rejimi daha düzenli olup yazın da sularını akıtmaya devam eder.
"Yılık yağış miktarı : 560 mm³
Ortalama sıcaklık : 18º
Otalama soğukluk: -1º"9
Görüldüğü gibi, akarsuların debisi ve yıllık yağış miktarına bakıldığında düzensiz bir rejim görülür. Bu haliyle Alucra’nın iklimi Karadeniz'den çok, Doğu Ana Dolu'daki komşularımıza benzemektedir.
1.4.5. Bitki Örtüsü Ve Ormanlar
Alucra yöresi, bitki örtüsü bakımından yayla iklimi özelliğini taşır. Dağların kuzey yamaçları ağaçlarla kaplı iken, güney yamaçları daha sade görünüşlüdür.
Yörenin karakteristik bitki örtüsü, ormanlar ve geniş otlaklardır. Ormanlık alanlar; merekeze yakın yerlerde çam ağaçları şeklinde olurken, Zilovacık'ı gibi daha yüksek yerlerde yerini köknar ağaçlarına bırakır. Muhtelif yerlerde hiç bir ticari değeri olmayan fındık da yetişir. İlçe merkezindeki başlıca ağaç cinsi kavak (selvi) ağacıdır. (Bkz. Resim no:1)
Bölgenin en önemli ormanları Tohumluk, Zilovacık, Çalgan, Boyluca ve Aralıktepe ormanlarıdır.
Yayla düzlüklerinde geniş otlaklar uzanır. Gavur Dağları eteklerindeki otlaklar, büyükbaş hayvancılık için önem arzeder.
Ekili tarımda en fazla, tahıl yer alır. Başlıca sebebi, yağız azlığı ve yaz kuraklığıdır. Bunda, yörenin tabii su kaynakları bakımından çok yetersiz olması da etkendir. Sulanabilir alanlarda patates, fasulye, şeker pancarı, kara lahana tarımı yapılmaktadır. Meyvecilik hemen hemen hiç yoktur.

Hayvanları
Önceleri halkın başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayandığı için hayvan sayısı oldukça fazla idi. Şimdi ise çevre mahalle ve köylerde hane halkı, kendi ihtiyacını karşılayacak kadar hayvan yetiştirmektedir. Bu hayvanların başlıca özelliği, inek ve koyun gibi ekonomik getirisi yüksek olan hayvanlar olmasıdır.
Son zamanlarda çevre mahallelerde ticarete yönelik küçük baş hayvancılığı gelişmeye başlamıştır. Besiciliğe dayalı büyükbaş hayvancılığı da gelişmeye başlayıp, halen Kemallı ve Karaağaç mahallelerinde 2, merkezde de 2 tane olmak üzere toplam 4 mandıra vardır.
Küçükbaş hayvancılığın başlıca yapılma sebebi, kurbanlık talebi karşılamaktır. Çeşitli köylerin yaylalarında küçükbaş hayvancılık yaygındır.
Başlıca evcil hayvanlar: İnek, koyun, keçi, tavuk, horoz, merkep, at, köpek ve arıdır.
Yabani hayvanlar: Kurt, domuz, tilki, tavşan, derelerde sazan balığı, derelerin ağız kısmında alabalık ve çeşitli kuş türleri vardır.

Alucranın Tarihi

HAZALUCRA1
   
 

ALUCRA

 

Alucranın Tarihi
  
Alucra yöresinin yerleşimi, çok eski olup milattan önceye dayanir. Bunun yaninda, M.Ö.X. asra kadar tarihini aydinlatan kesin ve net bilgiler mevcut degildir. Bölgedeki en eski siyasi birlik olarak Hititler'i görürüz . Daha sonra Alucra bölgesi sirasiyla; Medler, Kimmerler, Persler, Romalilar ve daha sonra yerini biraktigi Bizanslilar arasinda bir tarihi süreç geçirmiştir.
   Türklerin bu bölgeye yerleşimi VIII. yüzyildan sonra başlamaktadir. Özellikle X. yüzyilda Iç Asya'dan Hazar Denizi'nin kuzeyinden ve güneyinden Anadolu'ya kitleler halinde Türk göçü başlamiştir. Bu siralarda Alucra havalisine de özellikle, Uz (Oguz) ve Kipçak boylari Koman, Çakmak ve Çamoluk yörelerine yerleşmeye başladigini görürüz. Bu bölgeye göç, en fazla Kafkas yoluyla kuzeyden gerçekleşmiştir.
   "Altın-Ordu Devleti'nin kuruluşundan çok daha önce, XI.y.y.'dan XV. yüzyıla kadar Güney Rusya bozkırları Kıpçaklar tarafından işgal edilmiştir. Volga nehrinin aşağı mecrasından başlayarak Don ve Dinyeper nehirleri arasına yayılan bu saha, Arap ve İran edebiyatından 'Deşti Kıpçak' olarak zikredilmektedir. Burada Kıpçak'lar; Bizans kaynaklarında ise 'Polovets' ismiyle anılmıştır. Kıpçaklar, XI. ve XI.asırlar arasında Karadeniz'in kuzeyinde hakimiyet kurmuş, siyasi ve idari rolleri Kafkasya, Suriye ve Mısır'a kadar nüfuz etmiş bir Türk boyudur.
   Oğuzlar’ın İran üzerinden Batı'ya göçmeleri gibi, Peçenekler'den sonra Kıpçaklar da Hazar ve Karadeniz'in kuzeyinden Batı'ya göçmeye devam ederler. XIII.y.y. ortalarına doğru Moğol akınlarının artması ile bunlardan bir kısmı Ukrayna, Macaristan hatta Polonya içlerine kadar yayılmışladır.
Bizanslılar döneminde Abbasiler'in Alucra, Şeb.'e kadar gelerek buralarda nüfuzlarını artırdıkları bilinmektedir.

 

   Selçuklular döneminde, Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey'in kardeşi İbrahim Yenal'ın Sivas ve Erzincan'ı almasıyla Alucra Selçuklular'ın hakimiyetinde kalmıştır
   "Büyük Seçuklu İmparatoru Alparslan ile Bizans İmparatoru Romanus arasondaki 1071 Malazgirt Savaşı sonucunda, savaştan büyük bir galibiyetle çıkan Alparslan Kemah, Divriği ve Erzincan'ın fethini Emir Mengücek Gazi'ye; Malatya, Sivas ve Kayseri'nin fethinin de kumandanlarının Melik Danişment Ahmet Gazi'ye; Erzurum ve yörelerinin zaptını da oğlu Ebul Kasım'a havale etmiştir.
   Anadolu'nun Türkleşmesinde fethin kolaylaşmasi için gelenek olarak, fethedilen topraklar fetheden komutanin veya beyin kabul ediliyordu.Böylece Kemah, Divrigi ve Erzincan'nin Emir Mengücek Gazi tarafindan alinmasiyla Alucra ve havalisi de kalici bir şekilde Selçuklu hakimiyetine girmiştir.
   "Anadolu Selçuklu Hükümdarı I.Alaaddin Keykubat Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldırıp Anadolu Türk birliğini kurmaya çalışıyordu. I.Alaaddin Keykubat Doğu'ya yürüyüp Erzincan, Kemah ve Şeb.'i aldı
   Böylece Mengücek Beyliği yıkılıyor ve Alucra bölgesi de, Anadolu Selçuklu Devleti'ne katılmış oluydu.
   "Anadolu Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Moğollar'la yapılan 1243 Kösedağ Savaşı'ndan sonra beyliklerin yeniden kurulmasıyla bu bölge de Moğollar'ın tesirinde kalmıştır.Zamanla Moğollar'ın baskıları azaldığında Alaaddin Eretna Bey Erzincan,Kemah,Sivas ve Şeb.yörelerine hakim olup kendi devletini Kadı Burhaneddin Devleti'ni kurmuştur.
   Ayrıca Yavuz Sultan Selim, Trabzon Sancak Bey'i iken Şeyh İsmail tehlikesini yakından görmüş ve özellikle Karadeniz'in güney bölümlerinde, Şeyh İsmail'in faaliyetlerini önleyici birtakım faaliyetler içerisinde bulunmuştur.

ALUCRA'NIN KURULUŞU
  
"Alucra, 1876 ylına kadar Mindeval (Teşdik) ve Kuvata adında iki nahiye olarak idare edilmiş, 1896 yılında kaymakamlık olduğunda Şebinkarahisar Mutasarrıflığı'na bağlı bulunuyordu.1898 yılında Şeb. Mut.'na getirilen Şükrü Paşa Şeb.-Alucra yolunu açmıştır.
   Alucra, 1933 yılına kadar Şeb. İli'ne bağlı ilçe iken, 1933 yılında Şeb.'le birlikte Giresun İli'ne bağlı bir ilçe merkezi haline getirilmiştir.
   Böylece Alucra, Şeb.ve sonra Giresun'a bagli olmak üzere 103 yillik ilçe statüsünde bulunmaktadir.
   Edebiyat tarihimizin ünlü ismi Şemseddin Sami bir eserinde Alucra hakinda şunlari der (Transkripsiyonu halinde. Orjinal metin ekte.):
   “Elvecre, Sivas Vilayeti’nin Ìarahisar-ı Şarki Sancağı’nda ve sancağıñ şark cihetinde bir kaza olup, merkezi Karahisar’dan 7 saat mesafede bir hükûmet konağıyla bir iki han ve fırından ibarettir. Kaza 6 nahiye ve 4 karyeden mürekkeb olup, ahalisi 20.000 raddelerindedir, ki bunlarıñ da hemen cümlesi müslümdür. Der5n kazada 40 cami ve mescid, 6 medrese, 56 mektep mevcuddur. Arazisi oldukça münebbet olup, hubûbat metnua ile sebze ve meyveleriñ envaı hasıl olur. Mağmulat sınaiyyesi aba ve kilimden ibarettir. Ormanları dahi çoktur. Derun kazada bir demir madeni bulunuyor. Merkezi kazada bahr cuma irtesi bazar, ve bahar sene mayısında 7’sinde panayır kurulur.”
   Alucra yöresinin merkezî yönetimi, şimdi mahalle olan Kemalli ve Babapinar'dan (Parak) idare edilmesine karşin, daha sonra merkez, şimdiki kurulu olan yerinde olmasina karar kilinmiştir.
   Alucra'nın ilçe oluşundan itibaren belediye başkanları şunlardır:
1. Salih Bulutçu
2. Şevket Ekşi
3. Mehmet Bulutçu
4. Tevfik Ekmen
5. Lütfü Ekmen
6. Mehmet Tekoğlu
7. Vehbi Çelik
8. Yaşar Ekmen
9. Kazım Dandır
10. Kemal Bıyıkçı
11. Ahmet Erilli
Alucra İlçesi'ne, kuruluşundan günümüze kadar emeği geçen başlıca eşhas şunlardır:

   1. Molla Durmuş (Mollaoglu Durmuş Aga): Kökeni Oguzlar'a dayanip, ailesi Semerkant-Buhara göçmenlerindendir. Babasinin adi Mehmed'dir. Alucra'nin kurucularindan olup, Alucra'nin Kemalli Karye'sine yerleşmiştir. Ilçenin ilk idari amiri, Molla Durmuş'un himayesi altinda meskun olmuştur. Molla Durmuş, Ilçe Idare Amirligi'nde üye olarak da bulunmuş olup, bir süre müftü vekilligi de yapmiştir.
   Zıhar İmamı Hacı Hasan Efendi'nin en başarılı talebelerinden olup, ömrü vefa edinceye kadar Kemallı Köyü'nün imamlığını da yapmıştır.İki devlet ve dolayısı ile iki kültür görmüş olan Molla Durmuş büyük bir nüfuza sahip olup, bu bölgede Serbest Fırka'nın kuruculardından olmuştur.
   2. Ekşioglu Haci Osman Efendi: Osmanli Devleti'nin Arap Yarimadasi'ndaki son toprak parçasi olan Mekke'yi beklemekle görevli Asakir-i Mensure-i Muhammediye ordusunun tabur imamligini yapmiştir.Zamaninda, Alucra yöresinde büyük nüfuza sahip olup, ilçenin kuruluşunda büyük emekleri olmuştur.
   3. Tevfik Bey (Ekmen)
   4. Abdülhamidoğlu Behre Ağa
   5. Bulutçuzade Salih Efendi
   6. Osmanoğlu Yusuf Ağa (Köymen)
   7. Rüstem Bey (Yakupoğlu)
   8. Topal Rüşan
   9. Celde Yusuf (küçük)
   10. Bulutçuzade Mehmet Efendi
   11. Öksüzoğlu Şükrü Ağa
   12. Abdullah Efendi (Sağlık)
   13. Yarım Ağa
   14. Çıtıroğlu Temel Efendi
   15. Bölük Emin
   16. Kızıloğlu Hacı İbrahim Efendi
   17. Ahmetoğlu Lütfü Efendi
   18. Saymuhallı Müftü Hacı Osman Efendi
   19. Pirillili Kör Ahmet Ağa
   20. Reis Vehbi Efendi
   21. Reis Tekoğlu (3-4)

1.3. ALUCRA İSMİNİN VERİLİŞİ
   Fatih Sultan Mehmet hem "Anadolu Türk Birliği"ni sağlamak, hem de Doğu'daki Uzun Hasan'ın yayılmacı politikasını bertaraf etmek için 1473'te Otlukbeli (Kelkit'in doğusunda) mevkisine gelir ve Uzun Hasan'nın ordusunu mağlup eder.
   "Otlukbeli mevkîsi bütün tarihlerde Tercan Kazası dahilinde bir yer olarak gösterilmekte ise de, yapılan incelemeler ve geziler sonunda Otlukbeli mevkîsinin Alucra İlçesi'ne bağlı Karadikmen (Manuzara) Köyü'nün batısına, Kaledere Köyü'nün kuzey doğusuna düşen ve Kelkit Çayı'na 2.5 saat kadar çeken bir yer olduğu tesbit edilmiştir.
   Fatih, ordusuyla Koyulhisar'ı almış ve Şeb. civarına gelmiştir. Trabzon istikametine gitmesi için de en kestirme yol olarak Alucra hattından geçmesi gerekiyordu. Orduyla yolculuğu sırasında Alucra önlerine kadar gelir. Burada ulaşımı engelleyecek kadar sık ormanla karşılaşan Fatih, ordusuna yol açmak için özel baltacılar tutar ve kendine geçit güzergâhı oluşturur. Bu arada Alucra'da da konaklar. Karargah Allu'da, ordusu ise Zun'da konaklar.
   Fatih Sultan Mehmet burada “aluç” (yabani meyve) ağacının çok olmasına binâen bu yerleşim yerinin adının Alucara (Alucra) olmasını ister.
   Başka bir rivayete göre de Fatih, Şeb.'de iken elini Alucra'ya uzatarak "el-ücrâ" (ücra yer) diye söyledigi rivayet edilir.

Alucram

Alucranın ilklimi

Alucranın ilklimi

Alucra yöresinin iklimi, Karadeniz ikliminin aksine kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Karların erimesi nisan ayinin ortalarına kadar sarkıp, bahar yağışları da hazirana kadar uzamaktadır. İlkbaharda karların erimesi ve yağmurların başlamasına paralel olarak akarsuların debisi artış gösterir. Bu mevsimde debisi en yüksek akarsu Bağırsak deresi olduğu görülür. İnce Dere, suyunun tamamına yakinini Gavur Dağlarındaki karların erimesinden alır. Yaz kuraklığından dolayı yazın (Ağustos) tamamıyla kurur. Bağırsak Deresi de, yazın beslenemediği için kuruma noktasına gelir. Moran Deresi ise, Bağırsak ve İnce Dere'ye nazaran rejimi daha düzenli olup yazın da sularını akıtmaya devam eder. "Yıllık yağış miktarı : 560 mm³ Ortalama sıcaklık : 18º Otalama soğukluk: -1º"

Görüldüğü gibi, akarsuların debisi ve yıllık yağış miktarına bakıldığında düzensiz bir rejim görülür. Bu haliyle Alucra nın iklimi Karadeniz'den çok, Doğu Ana Dolu'daki komsularımıza benzemektedir.

Alucranın Köyleri

Alucra Koyleri

Alucra Köyleri

Akçiçek

Aktepe

Arda

Ardıç

Armutlu

Aydınyayla

Bereketli

Beylerce

Boyluca

Çakrak

Çalgan

Çamlıyayla

Demirözü

Dereçiftlik

Doludere

Elmacık

Fevzi çakmak

Gökçebel

Günügüzel

Gürbulak

Hacıhasan

Hacılı

İĞdecik

Kabaktepe

Kaledibi

KAmışlı

Karabörk

KAvaklıdere

Koman

Konaklı

Köklüce

Pirili

Subaşı

Suyurdu

Tepeköy

Tohumluk

Yeşilyurt

Yükselen

Alucra

ALUCRA

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, Giresun’a bağlı bir ilçe olan Alucra’nın doğusunda Gümüşhane, güneyinde Sivas ve Erzincan, batısında Şebinkarahisar ilçesi, kuzeyinde de Dereli, Espiye ve Tirebolu ilçeleri bulunmaktadır. Giresun’un en geniş ilçesi olan Alucra’nın kuzeyinde Giresun Dağları yer almaktadır. Zengin bir orman örtüsü ile kaplı olan bu dağlar, çok sayıdaki dere ve çayların açtığı vadilerle yarılmıştır. Yaylaları arasında Çakrak, Güllüce ve Akyatak yaylaları önemlidir. İlçenin güneyinde kuzeybatı-kuzeydoğu doğrultusunda Sarıçiçek Dağları bulunmaktadır. İlçe su kaynakları yönünden de oldukça zengin olup, Kelkit Nehri’nin her iki kolu da buradan çıkmaktadır. Bu nehrin en önemli kollarından Avutmuş Deresi de buradaki Gavur Dağlarından kaynaklanır. İlçenin ovalık alanları genellikle bu akarsuların vadi tabanlarındadır. Giresun’a 131 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 1200 km2 olup, toplam nüfusu 18.114’tür. İlçenin ekonomisi hayvancılığa dayanmaktadır. İlçenin yüksek kesimlerindeki yaylalarda hayvan besiciliği yapılmaktadır. Buna bağlı olarak yağ ve peynir üretilmektedir. Tarımsal üretim oldukça sınırlı olup, buğday, çavdar ve fasulye yetiştirilir. Kelkit vadisinin belirli kesimlerinde elma ve ceviz gibi meyveler yetiştirilir. Alucra’da ilk yerleşimin Hitit’lere kadar uzandığı sanılmaktadır. MÖ.VIII.yüzyıla ait tümülüsler, o yüzyıldaki yerleşime işaret etmektedir. Hititlerden sonra İskitler, Kimerler, Medler, Persler, Romalılar ve Bizans’lılar bölgeyi hakimiyetleri altına almışlardır. M.S. 391 yılında Orta Asya’dan gelen Kıpçak ve Peçenek Türklerinin istilasına uğrayan Alucra, 60 yıl kadar Türklerin yönetiminde kalmıştır. VII. yüzyılda Maveraünnehir’den gelen Oğuz boyları Çamoluk, Çakmak ve Koman bölgelerine yerleşmişler. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Alucra ve çevresi Selçuklular tarafından ele geçirilmiştir. Daha sonra Trabzon’da bulunan Danişmendlilerin egemenliğinde kalan yöre, Bizanslılar ve Mengücekler arasında birkaç kez el değiştirmiştir. Akkoyunlular bölgeyi ellerine geçirmiş ancak, Fatih Sultan Mehmet’in Karadeniz seferinden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı hakimiyeti Otlukbeli Savaşı’ndan sonra kesinleşmiştir. Osmanlı döneminde Celali İsyanlarını Kuyucu Murat paşa bastırmıştır. Şemseddin Sami, Kâmusü’l Âlâm’da Alucra’dan “Sivas vilayetinin Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) sancağına bağlı bir kaza merkezi” olarak tanımlamıştır. 1876’da Mindaval ve Kovanta isimli iki nahiye olarak yönetilmiştir. İlçe merkezi Karabörek, Kemalli ve Koman köylerinde zaman zaman yer değiştirmiş, sonra da bugünkü yerinde kurulmuştur. I.Dünya Savaşı’nda Mareşal Fevzi Çakmak karargâhını bugünkü Çakmak Köyü’nde kurmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra Şebinkarahisar’ın ilçe olmasından sonra (1933) Alucra da aynı tarihte Giresun’a bağlı bir ilçe konumuna getirilmiştir. İlçede günümüze gelebilen eserler arasında; MÖ.VIII.yüzyıla tarihlendirilen iki yığma tepeden oluşmuş, 50 m. aralıklı tümülüsler, Arda, Kızlar , Kaledere ve Hacımehmetoğlu Kaleleri, Koman Köyü’ndeki eli mızraklı atlı kabartması, Çakrak Köyü’ndeki iki kilise kalıntısı, ilçe merkezindeki Kamışlı Kilisesi, Sivri Tepesi, Gelin Kaya, İkizler Tepesi, Acısu, Tepesidelik Mağaraları ilçenin doğal güzellikleri arasındadır. Ayrıca Yeşilyurt ve Aktepe köylerinde maden suyu kaynakları bulunmaktadır. Alucra

dizi izle - fotokopi